Anasayfa  www.necdet.info

.:: Kütüphane Haftası Şiirleri::.
Ömür Kütüphanesi

Bir kitap olsaydı hayatım
Ömür kütüphanesinin neresinde
Felsefe kitapları arasında mı
Romanlar arasında mı
Şiir kitapları
Tarih kitapları
Günlüklerim arasında mı
Nerede yer alırdı
En göz alıcı yer de mi
Kıyı köşe bucakta mı


Sık sık okur muydum
Hayatımın kitabını
Arada bir tozunu mu alırdım
Sonuna kadar okur bitirir
Fırlatır atar mıydım

En güzel en mutlu anlarımı
En duygusal hüzünlü anlarımı
Yazar mıydım baştan sona
Billur kristal harflerle

Umursamaz aldırmaz eda ile
Okuyanlara kızar
Önemle dikkatle okuyanları alkışlar
Anlamaya çalışanları ödüllendirir
Kararsız karamsar anlarımı
Bıkkın bitkin anlarımı
Okumasınlar ister miydim

Dikenlere kızanlara
Gülün hatırına katlanamayanlara
Ne derdim hayat kitabımda

Muhtevaya değil
Konuya öze değil
Yaşananlara
Duygulara düşüncelere
Fikirlere değil
Kitabın kalınlığına inceliğine
Kapak rengine takılanlara
Ne derdim bilemiyorum
Moralim bozulur
Ağlar mıydım için için
İki damla ıslatır mıydı
İnci dizisi gerdanlığı

Ya harflerin büyüklüğüne küçüklüğüne
Takılanlara nasıl tahammül ederdim

Hayatım bir eser olsaydı
En çok hangi bölümü beğenir
Altını çizerek defalarca okurdum
Hangi sayfaları yırtar atardım

Başa dönmek mümkün olsaydı
Neleri yaşar neleri yaşamazdım
Hatalarımı yineler miydim
Düşünür müydüm
Ömür sayfasının her gün azaldığını
Ve biteceğini bir gün mutlaka biteceğini

Birinci cilt ikinci üçüncü dördüncü
Kim bilebilir belki de beşinci baskı
Ne isim verirdim hayat kitabıma
Hatıralarım
Gönül sayfalarım
Doğrularım
Hatalarım
Yaşadıklarım
Yaşamadıklarım
Arzularım emellerim
Hak ve ödevlerim
Sorumluluklarım
Hayat antolojisi mi derdim

Sever miydim o kitabı
Ne farkı olurdu diğer kitaplardan
Eğer bir kitap olsaydı hayatım
Onu nasıl yazar nereye koyardım
Ömür kütüphanesinin nesrine koyardım

Kütüphane

Candan özge candır bana
Kitaplar dostluktan yana
Yol gösterir tüm cihana
Kütüphane dünyam benim

Ana sevgisinden sıcak
İnsanlığa açar kucak
Raflarında binbir çiçek
Kütüphane yuvam benim

Dört tarafı inci,mercan
Her sayfada bir heyecan
Ruhumuza can verir can
Kütüphane deryam benim

Kitaplara eyle nazar
Cahil mezarını kazar
Her satırda sevgi yazar
Kütüphane aynam benim

Kulak ver Hakk'ın sesine
Gitme nefsin hevesine
Çık âlim mertebesine
Kütüphane kal'am benim

Hikâyede çatık kaşlar
Romanda dökülür yaşlar
Hayat kitaplarla başlar
Kütüphane sılam benim

Yaşatırsın yücelerde
Gurur kalmaz nicelerde
Yol alırım hecelerde
Kütüphane sevdam benim

Kütüphane

Bize ışık yol gösteren
Mutlu günler müjdeleyen
Cehaleti itekleyen
Kütüphane, kütüphane

Kıymetini bilebilsek
Sevgisini içebilsek
Öğüdünü tutabilsek
Kütüphane, kütüphane

Bize anne kadar yakın
Ayrılmayın ondan sakın
Cimri değildir inanın
Kütüphane, kütüphane
Oturana gidin demez
Misafire küfür etmez
Kim demiş ki buyur etmez
Kütüphane, kütüphane

Veysel in toprağı gibi
Niye deştin demez beni
Esirgemez insanlardan
Yardımını, desteğini

Evlat sana tavsiyem
Son armağanım, hediyem
En kıymetli hazinem
Kütüphane, kütüphane

Kütüphane Haftası Hakkında

 

Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.

Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.

Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.

Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul'da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir.

Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.

Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.

Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.

Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.


KÜTÜPHANEDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR

  1. Kütüphaneye ayakkabılar paspasa silinerek girilmelidir.
  2. Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere bırakılmalıdır.
  3. Kimlik, ilgili memura istemeden teslim edilmelidir.
  4. Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle dinlemelidir.
  5. İstenen kitap için fış doldurulmalıdır.
  6. Yerimize oturup kitabın gelmesi beklenmelidir.
  7. Okuma salonunda kimse rahatsız edilmemelidir.
  8. Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.
  9. Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.
  10. Kitapların kapağı, sayfaları çizilmemeli, yırtılmamalıdır.
  11. Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir şekilde sigara içilmemeli­dir, sakız çiğnenmemelidir.


OKUMA KİTAPLARIM

Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.

Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.

Neler düşünürdüm neler.. Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünürdüm.

Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten başka bir şey düşünmezlerdi.

«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.

Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.

Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?