Ömür Kütüphanesi
Bir kitap olsaydı hayatım
Ömür kütüphanesinin neresinde
Felsefe kitapları arasında mı
Romanlar arasında mı
Şiir kitapları
Tarih kitapları
Günlüklerim arasında mı
Nerede yer alırdı
En göz alıcı yer de mi
Kıyı köşe bucakta mı
Sık sık okur muydum
Hayatımın kitabını
Arada bir tozunu mu alırdım
Sonuna kadar okur bitirir
Fırlatır atar mıydım
En güzel en mutlu anlarımı
En duygusal hüzünlü anlarımı
Yazar mıydım baştan sona
Billur kristal harflerle
Umursamaz aldırmaz eda ile
Okuyanlara kızar
Önemle dikkatle okuyanları alkışlar
Anlamaya çalışanları ödüllendirir
Kararsız karamsar anlarımı
Bıkkın bitkin anlarımı
Okumasınlar ister miydim
Dikenlere kızanlara
Gülün hatırına katlanamayanlara
Ne derdim hayat kitabımda
Muhtevaya değil
Konuya öze değil
Yaşananlara
Duygulara düşüncelere
Fikirlere değil
Kitabın kalınlığına inceliğine
Kapak rengine takılanlara
Ne derdim bilemiyorum
Moralim bozulur
Ağlar mıydım için için
İki damla ıslatır mıydı
İnci dizisi gerdanlığı
Ya harflerin büyüklüğüne küçüklüğüne
Takılanlara nasıl tahammül ederdim
Hayatım bir eser olsaydı
En çok hangi bölümü beğenir
Altını çizerek defalarca okurdum
Hangi sayfaları yırtar atardım
Başa dönmek mümkün olsaydı
Neleri yaşar neleri yaşamazdım
Hatalarımı yineler miydim
Düşünür müydüm
Ömür sayfasının her gün azaldığını
Ve biteceğini bir gün mutlaka biteceğini
Birinci cilt ikinci üçüncü dördüncü
Kim bilebilir belki de beşinci baskı
Ne isim verirdim hayat kitabıma
Hatıralarım
Gönül sayfalarım
Doğrularım
Hatalarım
Yaşadıklarım
Yaşamadıklarım
Arzularım emellerim
Hak ve ödevlerim
Sorumluluklarım
Hayat antolojisi mi derdim
Sever miydim o kitabı
Ne farkı olurdu diğer kitaplardan
Eğer bir kitap olsaydı hayatım
Onu nasıl yazar nereye koyardım
Ömür kütüphanesinin nesrine koyardım
Kütüphane
Candan özge candır bana
Kitaplar dostluktan yana
Yol gösterir tüm cihana
Kütüphane dünyam benim
Ana sevgisinden sıcak
İnsanlığa açar kucak
Raflarında binbir çiçek
Kütüphane yuvam benim
Dört tarafı inci,mercan
Her sayfada bir heyecan
Ruhumuza can verir can
Kütüphane deryam benim
Kitaplara eyle nazar
Cahil mezarını kazar
Her satırda sevgi yazar
Kütüphane aynam benim
Kulak ver Hakk'ın sesine
Gitme nefsin hevesine
Çık âlim mertebesine
Kütüphane kal'am benim
Hikâyede çatık kaşlar
Romanda dökülür yaşlar
Hayat kitaplarla başlar
Kütüphane sılam benim
Yaşatırsın yücelerde
Gurur kalmaz nicelerde
Yol alırım hecelerde
Kütüphane sevdam benim
Kütüphane
Bize ışık yol gösteren
Mutlu günler müjdeleyen
Cehaleti itekleyen
Kütüphane, kütüphane
Kıymetini bilebilsek
Sevgisini içebilsek
Öğüdünü tutabilsek
Kütüphane, kütüphane
Bize anne kadar yakın
Ayrılmayın ondan sakın
Cimri değildir inanın
Kütüphane, kütüphane
Oturana gidin demez
Misafire küfür etmez
Kim demiş ki buyur etmez
Kütüphane, kütüphane
Veysel in toprağı gibi
Niye deştin demez beni
Esirgemez insanlardan
Yardımını, desteğini
Evlat sana tavsiyem
Son armağanım, hediyem
En kıymetli hazinem
Kütüphane, kütüphane
Kütüphane Haftası Hakkında
Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının
çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu.
Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana
geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması
için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya
kütüphane denir.
Millî Eğitim Bakanlığı, Mart
ayının son pazartesi günü başlayan haftanın
Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini
kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin
önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu
oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi
için bilinçlendirilir. Okullarımızda
kütüphanenin yararlarından söz edilir.
Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar
öğretilir.
Kütüphaneler eski çağlardan
beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere
göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında
kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de
kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden
zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler
vardır.
Yurdumuzun belli başlı büyük
kütüphaneleri şunlardır : İstanbul'da
Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri.
Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi
Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Kütüphaneleridir.
Bunlardan Millî Kütüphane, 15
Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde
içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün
620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap
sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.
Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların
sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi
için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara
kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir
eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu
amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik
bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde
öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev
yaparlar.
Yaşadığımız yüzyıl bilgi,
ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden
yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi
gazete gibi yayın organlarından izleriz.
Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler
bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki
gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder.
Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar,
kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu
yerlerdir.
Bulunduğumuz yerdeki
kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin
zenginleşmesi için kitap armağan edelim.
Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı,
kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında
kimseyi rahatsız etmeyelim.
KÜTÜPHANEDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR
- Kütüphaneye ayakkabılar paspasa
silinerek girilmelidir.
- Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere
bırakılmalıdır.
- Kimlik, ilgili memura istemeden teslim
edilmelidir.
- Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl
aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan
sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle
dinlemelidir.
- İstenen kitap için fış doldurulmalıdır.
- Yerimize oturup kitabın gelmesi
beklenmelidir.
- Okuma salonunda kimse rahatsız
edilmemelidir.
- Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.
- Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.
- Kitapların kapağı, sayfaları
çizilmemeli, yırtılmamalıdır.
- Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir
şekilde sigara içilmemelidir, sakız
çiğnenmemelidir.
OKUMA KİTAPLARIM
Bu yazıda ünlü
ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında
duygu ve düşüncelerini anlatıyor.
Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara
bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış
resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe
değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır,
ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar,
paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler
böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta
olduğunu hatırlatırdı.
Bazen kitapların son
sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya
çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar
giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu
sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman
kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha
okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık.
Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış
rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben
kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin
hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler..
Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma
dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü,
sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler
yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı
okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar
ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların
sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri,
çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum
parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen
cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler,
sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma
kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları
düşünürdüm.
Dost okuma kitaplarım.
Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz
kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları
düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri
vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler,
babalar, analar vardı. Bu insanların güzel
resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu
resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın
insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten
başka bir şey düşünmezlerdi.
«Bizim gibi olun, iyilikten
başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma
kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların
şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de
onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde
kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden
yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu
eksik.
Sevgili dost okuma
kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar
özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını
bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın
yanında saklamaz olur muydum? |