Rubai İstanbulun Fethine I
Surlar dayanıklı zincirliydi deniz
Yerler ki yarılsa yanma umman geçeriz
Biz dağların üstünden aşırdık gemiyi
Gün doğmadan önce doğduk haliçe biz
1970
Rubai İstanbulun Fethine II
Çoşmuş uçarak dağ tepe atlım geliyor
Kartal gibi bir hızla kanatlım geliyor
Başbuğun emridir 'Açılsın surlar'
Surlardan aşan bin Ulubatlı'm geliyor
Şubat/70
Rubai İstanbulun Fethine III
Çağlar değişir yep yeni çağlar kurulur
Her cenk edilen yerde otağlar kurulur
Türk istenilen şekle sokar dünyayı
Ok salmak için yay diye dağlar kurulur
Mayıs/1970
Istanbulun Fethi Hakkında
İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan
doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi
M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö.
657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur.
Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı
şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı
yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için,
Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö.
dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen
şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu
tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında
İmparatorluğun başkenti olan Byzantion'a, bu kez
de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395
yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca
Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu'nun
başkenti olur.
Stratejik önemi ve tabi
güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir,
Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından
defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun
saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus,
Silivri'den başlayarak Karadeniz'e kadar uzayan
surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam
etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar
tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da
sonuçsuz kaldı.
1203 yılında Haçlı orduları
tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar
Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra
tekrar Bizanslıların eline geçti.
1299 yılında kurulan Osmanlı
Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu
ve Rumeli'de genişlemeye devam etti. Anadolu ve
Rumeli'deki topraklarımızın arasında kalan
Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir,
Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama
alınamadı.
1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası
Akşemsettin'in de teşvikiyle İstanbul'a yeni bir
saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım
Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan'nın
karşısına Rumelihisan'nı yaptırdı. Edirne'de
döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla
savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı
ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans
İmparatoru Konstantin, Haliç'i zincirle
kapatarak Osmanlı Ordusu'nun şehre denizden
girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma
tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren
top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin
denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II.
Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan
yürüterek Haliç'e indirdi.
Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması'nı
Haliç'te görünce büyük bir korkuya ve paniğe
kapıldılar. Haliç'ten ve karadan yapılan top
atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun
üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı
düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin
II. Mehmet'e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin,
"Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden
komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne
güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın
kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs
günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir
savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler
arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken
Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453
Salı günü, İstanbul fethedildi.
İstanbul'un fethi, hem Türk
tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir
olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul'un
fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki
ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün
kalmamasıdır. Avrupa'da ilerleyişini sürdüren
Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline
gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise,
İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın kapanıp Yeni
Çağ'ın açılmasına sebep olmasındandır.
İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920
tarihine kadar Osmanlı Devleti 'nin başkenti
olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini
etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs
günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz. |